Menü
Ana Sayfa » Deniz Kültürü » Kadın Korsanların Hikayesi

Kadın Korsanların Hikayesi

Korsan dediğimiz zaman akla ilk olarak gözü dönmüş, kana susamış, eli bıçaklı çapulcular gelir. Hâlbuki iki kadın, bu güzel(!) meziyetlere sahip olmakta hiç de erkeklerden aşağı kalmamıştır. Bu iki kadın Anne Bonney ile Mary Read idi. Maceraları binbir gece masalları kadar heyecanlı ve çekicidir.

Mary Reed’in hikâyesi, doğumundan üç-dört sene evvel annesinin bir gemici ile evlendiği zaman başlar. Fakat bedbaht kadının bir denizci ile evlenmenin ne demek olduğunu anlaması uzun sürmedi. Evlenmelerinin tadını çıkarmadan gemici denizlere açıldı ve bir daha dönmedi. Talihsiz kadın hayatını devam ettirebilmek için mecburen kayın validesinin yanına gitti. Daha sonra bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Kocasından ayrı kalmanın keder ve üzüntüsünü dağıtmak için kendisini eğlenceye veren zavallı anne, her halde biraz ileri gitmiş olacak ki, beklemediği halde hamile olduğunu gördü. Bu vaziyette kayın validesinin yanında kalmasının imkânsızlığından, evi terk etti ve bir kız çocuğu doğurdu. Sonra da oğlu hastalandı ve öldü. Ana, Mary Reed ile tek başına kalınca ve para da bitince, gene en hayırlı işin kayınvalidenin yanına dönmek olduğunu gördü. Oğlu öldüğünden ve kayın validenin de bu babasız kızı kabul etmeyeceğini bildiğinden onu oğlan gibi giydirerek eve döndü. Seneler geçtikçe Mary, kuvvetli bir kız olarak gelişiyordu. Büyükanne öldükten sonra annesi Mary Reed’i bir kunduracı yanına verdi ise de bu iş kızın hoşuna gitmedi.

Evden kaçarak bir harp gemisine girdi. Böylece Mary Reed’in heyecan dolu, maceralı hayatı başlamış oldu. Okyanusta geçirdiği birkaç sene içinde Mary her nedense denize ısınamadı ve ayrıldı. Hollanda’da gene erkek elbiseleri içinde bir piyade birliğine katıldı. Zaman geçtikçe Mary’nin kahramanlıkları dilden dile dolaşıyordu. Burada da daha fazla kalmayan Mary bu sefer bir süvari birliğine girdi. Erkek olarak devam ettiği bu hayat; kadınlığının yaptığı falsonun belli olmasına kadar devam etti. Mesai arkadaşlarından birine aşık olunca durumu ona açtı. Mary’nin aşkı bu durumu pek parlak buldu. Mary’ye işi belli etmeden idare etmesini tavsiye etti. Zira hiç kimse anlamadan birlik nereye giderse gitsin beraber yaşayabileceklerini söyledi. Fakat Mary bunu kabul etmedi. Her şey açıkça halledilmeli ve birbirlerini sevdiklerine göre namuslu bir şekilde evlenmeli idiler. Asker de bu fikri kabul edince evlendiler.

Subayların tertip ettiği bir düğünden sonra tabiatıyla birliği her ikisi de terk etti ve Bur-ge yakınında bir ev satın aldılar. Mary Reed’in bu evde geçirdiği günler, hayatının muhakkak ki en mesut günleri idi. Daha sonra kocası hayata gözlerini yumunca Mary yine dünyada yalnız kaldı. Evi satıp yine erkek elbiseleri giyerek Hollanda’da askerî bir birliğe girdi. O zamanlar şimdiki gibi sağlık muayeneleri yapılmadığından Mary birliklere girmekte pek sıkıntı çekmiyordu. Kocasının ölümünden sonra askerlik hayatı onu pek sarmadı. Garbî Hind Adaları’na giden bir gemiye girdi. Bu suretle Mary Reed’in korsanlık hayatı başlamış oldu. Gemi Garbî Hind adalarına. varmadan korsanlar tarafından hücuma uğrayarak zapt edildi. Mary esir edilmişti. Mary bundan sonra Galico Jack ile çalışma fırsatını elde etti. İşler bir hayli iyi gidiyordu. Fakat burada da gene Mary’nin unutamadığı kadınlığı nüksetti.

Zapt ettikleri bir İngiliz gemisinden elde ettikleri esirler arasında yakışıklı bir Fransız aktörüne aşık oldu. Cinsiyetini ona açıklamakta pek vakit geçirmedi. Aktör de Mary’nin aşkına cevap vermekte kusur etmedi. Evlenmeye karar verdiler. Fakat evlenmeden evvel korsan adetlerine göre Mary’nin aşkının bir korsanla düello etmesi icap ediyordu. Tabii kazanacağı da pek sanılmıyordu. Mary işin ciddiyetini kavramakta gecikmedi. Göz göre göre sevgilisi ölecekti. Düellodan bir gün evvel Mary korsanla hır çıkararak onu düelloya davet etti. Mary ve korsan tayfa kılıç ve tabanca ile ölesiye düello yapmak için sahile çıktılar. Sonra Mary gemiye yalnız döndü, ölüyü sahilde bırakmış, sevgilisini de emniyet altına almıştı. Bu tarihlerde Mary Reed ile dilber bir kadın korsan olan Anne Bonney’in karşılaştıklarını ve beraber çalıştıklarını görüyoruz.

Anne Bonney korsan Galico Jack’a Bahama’nın New Providence şehrinde rastladı. Kocası bir denizci idi ve beş parasızdı. Bir gece şehirde sarhoş gemicilerin taarruzuna uğrayan Anne feryadı basınca Galici Jack imdadına yetişti. Delicesine dövüşen Galico Jack, Anne’a tecavüz eden 9 korsanı öldürdü. Böyle bir kahramana karşılıksız kalamayan Anne erkek kıyafetine girip delice tutulduğu sevgilisinin peşinde deryalara açıldı. Gemide artık erkek kıyafetinde, erkek gibi dövüşen iki kadın vardı. Biri Anne Bonney diğeri de Mary Reed idi. Çok geçmeden Anne de Mary Reed gibi gözünü budaktan sakınmayan, deli fişek bir korsan olmuştu ve Galico Jack’i da hâlâ deli gibi seviyordu.

İki sene bu iki kadın omuz omuza dövüştüler. Servetleri bir hayli kabarmıştı. Fakat 1720 senesi bu verimli işin sonunu getirdi. Sonbaharda gene işler bir hayli iyi gitmiş; bir-iki gemiyi denizin dibine yollamışlardı. Bir gün ufukta görünen bir İngiliz korveti her şeyi altüst etti. Korveti gören korsanlar müthiş bir paniğe tutularak ambara inip gizlendiler. Anne Bonney ile Mary Reed korsanların korkarak saklanmalarına kızarak ambarın başına gidip yukarı çıkıp erkek gibi dövüşmelerini aksi halde ateş edeceklerini söylediler. İtaat etmediklerini görünce de üzerlerine ateş ederek iki korsanı öldürdüler. Peşlerinden gelen olmayınca bu iki müthiş kadın korsan, arkalarını korkak arkadaşlarına dönerek İngiliz korvetine karşı ümitsiz bir mücadeleye girdiler. Tabiatıyla bu cesurane dövüş fazla uzun sürmedi. Esir edildiler. Bütün korsanlar 1720 senesinde St. Jago de la Vega’da yapılan mahkeme sonunda ölüme mahkûm edildiler.

Anne Bonney ve Mary Reed mahkemeye çıktıklarında hakim onlara bir diyecekleri olup olmadığını sordu. Her ikisi de hamile olduklarını söyledi. Hakim, darağacı yerine hapishaneye yolladı. Hüküm gününün arifesinde Anne Bonney, Galico Jack’i görmek için izin alabildi. Anne, Jack’a korkaklığından dolayı pek yüz vermedi ve ona “Erkek gibi dövüşseydin şimdi serbest olacaktın” dedi.

Bundan sonra her iki kadına da ne olduğuna dair elimizde çok az bilgi var. Mary Reed’in hapishanede pek fazla yaşamadığını biliyorsak da, Anne Bonney’in ne olduğunu bilmiyoruz.

Kaynak: Deniz Dergisi – 1956 / Denizcilik ve Gemi Mühendisliği Sayfası

YAZAR: Aybars Oruç

Beş farklı deniz eğitim kurumundan mezun olan Uzakyol Vardiya Mühendisi Aybars Oruç e-MarineEducation.com kurucusudur. Armona Denizcilik'te HSEQ Coordinator olarak görev yapmaktadır. Kurtarma ve konteyner gemileri ile LPG ve aframax tankerlerde çalıştı. eGMDSS ve MarTEL isimli Avrupa Birliği projelerinde "Pilot Kullanıcı" olarak rol aldı. "Gemilerde Yapılan Su Analizleri ve Islah Yöntemleri" isimli bir e-kitap yayınladı. Denizkızı Kongresi, Tall Ships' Races gibi pek çok etkinliğe önemli katkılar sağladı. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın bir projesinde çalışmaları referans olarak kabul edildi. Orta ve yüksek öğretim kurumlarında paneller verdi. Kurucu, yönetici ya da onursal üye unvanları ile denizcilikle alakalı farklı sivil toplum örgütleri içerisinde bulundu. İyi derecede İngilizce ve başlangıç düzeyinde İspanyolca bilen Aybars Oruç liderlik, vücut dili okuma ve kullanma gibi çeşitli kişisel gelişim sertifikalarına sahiptir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KATEGORİ: Deniz Kültürü
Kötü Niyetli Denizkızları: Sirenler

Yunan mitolojisinde yer alan Sirenler'in sadece Yunan kültürü ile sınırlı olduğunu söyleyemeyiz. Oldukça yaygın olarak inanılan bir efsanedir. Ülkemizde de...

Kapat