Menü
Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Yaşadıklarınız Sizi Yıldırmasın

Yaşadıklarınız Sizi Yıldırmasın

Levent Karsan Hakkında

Yıl 1984, staj yılı. Kimimiz yatlarda, kimimiz o dönemde hizmet veren Şehir Hatları’na ait vapurlarda, çevresi olanlar büyük-küçük tonajlı demeden nerede staj imkanı yakalarsak saldırıyoruz.

Ben, babamın bir avukat arkadaşının araya girmesiyle, ünlü bir armatörün kapısında 3 gün bekledikten sonra, şirket ayakçısının “Şu tarihte Bartın Limanı’nda ol” talimatı ile staj başvurumun olumlu karşılandığını sevinçle öğreniyorum. Bana verilen tarihte Bartın Limanı’ndayım ama gemi yok… Şirketi arıyorum, “Bekle gelecek” diyorlar. Bir gün, iki gün, üç gün beklemedeyim. Her gün limana gidiyor, gemi gözlüyorum. Evden aldığım harçlık bitmek üzere. En ucuz otelde kalmama rağmen yetişmiyor imkanlar. Riske giriyor, dönüş paramı da otele yatırıyorum. Staj yapmadan dönecek değilim ya… Nihayet geliyor gemim. Gemiye girdiğim gün, geminin yeni kaptanı ve ailesi de gemiye katılıyorlar. Ben 4 gün bekledim ama onlar, geminin ETA’sını bildikleri için o gün varmışlar Bartın’a!

Bir gemici ile aynı kamaradayım. Tüm yaşamım ve yatılı okul dahil hiç böylesi pislikte bir yatak görmemişim. Yastık kılıfsız, ağız suyu akıntısı ve ter yüzünden kusmuk kokmakta. Çarşaf ve nevresimi hiç anlatmasam daha iyi. Staj süresi boyunca kazağımı yastık, temiz bir fanilamı da kılıf yapıyorum. Geminin tahliyesini tamamlaması 5 gün sürüyor. Ben mürettebat salonunda gemicilerle beraber yemek yiyor, iş alıyor, hareket ediyorum. Gemi sefere kalktıktan ve ambar temizliği tamamlandıktan bir gün sonra çıkıyorum ilk kez köprüüstüne. Kaptan ismimi bile sormuyor. Karısı ve üç çocuğu ile muhabbetteler. İlk vardiyam onlara çay taşımakla geçiyor. Gündüzleri güvertede bir ahşap sandala kalafat işinde çırak, akşamları serdümen gemici yanında kamarotluk hizmetindeyim.

Hurdaya ayrılmasından önce son seferini attığını öğrendiğim gemim, 3000 DWT civarı, 50 yaşlarında bir koster. Steam kazanlı bir gemi… Gemide ateşçi kadrosunda 2 kişi var. Faydasını soğuk algınlığımı atlatmak için, Allah rahmet eylesin ateşçi Ali dayının beni kazanın karşısına geçirip güzelce terlettiğinde görüyorum. Bir kez olsun mevki atmadan, var olduğundan bile emin olmadığım radar ekranına bakamadan sefer atıyor, yükleme limanında tıka basa gübre çuvalları ile doldurulan ambarları gözlemleyerek Burgaz’daki yükleme tecrübemi tamamlıyorum. Dönüş yolu da farklı geçmiyor. Öğlen ve akşam aynı yemek çıkıyor. 20 günde 2 kez etli yemek yedik. Pazar günleri sabah kahvaltısında çıkan yumurta en büyük lüksümüz, kaptanın ailesi için özel kumanyayla pişirdiği yemeklerin kokusu ise ek gıdamız. Buzdolabı sadece, ana güverte katındaki kumanyalıkta var ve gemicilere su taşımak benim görevim. En çok bundan nefret ediyorum. Çünkü su alırken sağımdan solundan rahatça salınan fareler korkutuyor beni. Soğan ve zeytinle yapılan ikindi kahvaltıları halen hafızamda.

Tulum, ayakkabı almadım. Gemicilerin de yok zaten. Herkes, şahsi kıyafetleri ile çalışıyor. Hayatımda ilk kez çıktığım yurt dışından karaya ayak basmadan dönüyorum. Çünkü Burgaz’da Immigration Officer elimize Liman Başkanlığı tarafından tutuşturulan hamur kağıttan, iki sayfalık stajyer yazılı belgeyi pasaport yeterliliğinde görmüyor haklı olarak.

Stajım, 20 gün sonra vardığımız Samsun’da sona eriyor. Eve vardığımda annem beni görünce korkuyor. Soğuk su nedeniyle 3 haftadır yıkanmamışım, leş gibi kokuyorum. İğrendiğimden yiyemediğim yemekler sebebi ile iyice çalı çırpıya dönmüşüm. Kıyafetlerimi yıkamıyor bile valide, fare pisliği ve kakalak gördüğü için doğruca çöpe gidiyor. Hamamda geçen saatler, 3-4 gün anne yemeği ile besiye çekilmem ile insanlığa geri dönüyorum. Tek kuruş staj parası almadan, sigorta olmadan bitiyor stajım.

Raporumu teslim ettikten bir süre sonra değerli hocamız, Kaptan İhsan Çatık çağırdı yanına… Raporunda yazmadıklarını anlat dedi, anlattım. ”Peki oğlum sevdin mi mesleği?” diye sordu. Tüm zorluklar bir yana denizde olmak özeldi. Ne yani, zorluk gördük diye bırakacak mıydık mesleği? “Sevdim hocam” dedim. Bir şen kahkaha ardından dedi ki “Eh o zaman oğlum, sana denizde zorluk yok, hoşgeldin.

30 sene geçti aradan… Okulumun, mesleğimin getirisini, götürüsünü değerlendirecek çok zamanım oldu. Tekrar dönebilsem o yıllara ve sorsa babam “Oğlum, Ortaköy’de bir denizcilik okulu açılmış; gider misin?” diye. İnanın hiç tereddüt etmem evet demek için.

Levent Karsan

Armona Denizcilik

Genel Müdür

YAZAR: Engin Agalday

24 Ekim 1992 tarihinde doğdu. 2012 yılında ise e-MarEdu ile tanıştı. e-MarEdu bünyesinde Öğrenci Temsilcisi, Sosyal Medya Editörü ve halen devam etmekte olan Yönetici Asistanı unvanları ile hizmet verdi. Eğitim hayatı boyunca muhasebe, dış ticaret, deniz ve liman işletmeciliği ve sürdürmekte olduğu denizcilik işletmeleri yönetimi programlarında eğitimler aldı. Üniversite hayatı içerisinde denizcilik kulüp ve topluluklarında aktif rol üstlendi ve halen üstlenmektedir. Ön lisans eğitimi sonrası bir dönem özel sektörde insan kaynakları pozisyonunda çalıştı. Lisans eğitiminin bitişini takiben denizcilik alanında iş yaşantısına devam etmeyi planlamaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla Köşe Yazıları
Futbol Turnuvası Mı?

Denizci Öğrenciler Derneği (DÖDER) halı saha futbol turnuvasında sular durulmuyor. Üçüncü hafta Bahçeşehir Üniversitesi ile Piri Reis Denizcilik Anadolu Meslek...

Kapat